Yazı Detayı
09 Mart 2017 - Perşembe 20:06 Bu yazı 563 kez okundu
 
Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde
Oruzgül Koychuman Kyzy
kastamonuilkhaber@gmail.com
 
 
«Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde»       Mekandan öte mekan olmaz. Nereye gitmeyelim, nerede yaşamayalım, ayaklarımıza dünyayı serseler bile, dünyanın tüm güzelliklerini gittiğimiz yerden  görsek de kendi memleketimiz kadar olamaz.        Ben  birazda gurbetten bahsetmek istiyorum, onun içinde yaşadıklarımı, hissettiklerimi, anlatmaya çalışacağım.  Gurbet havalimanına indiğin yerde başlıyor. Yabancı insanlar, başka bir dil, hatta onların davranışları bile yabancı geliyor. «Her şey bana yabancı»      Başkalarına nasıl bilmem ama bana hep böyle geliyor ilk başta, havalimanın’da çalışanların davranışı daha sert ve resmi. Çünkü binlerce insan ordan yolculuğa çıkıyor, farklı insanlarla karşılaşıyor, herkesin davranışı ve konuşması doğal olarak farklı oluyor. Bu yüzden dolayı çalışanlarında sert olması pekte şaşırtıcı değil aslında. Ama o bulunduğunuz memleketin insanlarını asla o bir kaç işçinin davranışına göre yargılamayın. Fakat insanlarla yakından ilişkiler kurdukça ve kaynaştıkça bambaşka fikirlere sahip olacaksınız ve seveceksiniz. Yola çıkarken bir hüzün kaplar beni. Gurbette yaşayan insanlar bunu daha iyi anlarlar. Sabah uyandığında yabancı bir mekanda, yabancı insanlar arasında, gözlerini açarsın, her gün yabancı hayata yeniden başlarsın. Tekrardan çaresizce kendi yoluna devam edersin. Ne kadar zor olsa bile, kendi, amaçlarına ulaşana kadar, sessizce ağlayıp sızlamadan, önüne bakarak, geleceği düşünerek, arkaya dönmeden, işini gücünü yarı yolda bırakıp dayanamadım diyip gidemeyiz . Sonunda başarıyla muradına erişirsin. Bu hayatı yaşarken günler uzadıkça uzar, aylar, seneler geçmez olur, sanki saatler durmuş gibi. Memlekete gideceğin güne yaklaştıkça her dakikayı bile sayarsın.  Bulunduğun yere alıştıgın sürece zor olur. Bazıları dayanamadan dönerler. Ailesine çok düşkün duygusal insanlar için zor olur bence. Birden direk sevdiğin ailenden, bağlandığın şehirden ayrı kalması gerçekten zordur. Eğitim her nekadar önemli olsa bile kendi memleketin gibisi yoktur. Herkese kendi yurdu cennet derler ya... Yediğin yemek lezzetli mutfaklara ait olsa tadı tuzu eksik gelir. Köydeki annemin pişirdiği yemek, evdeki ekmek gibi ekmek olmuyor. Benzetmeye çalışırız işte. Özellikle bizim köyün suyuna bayılırdım. Dünyanın en güzel şehri bile bizim toz toprağı çıkan, sokaklarında ayaklarımın izleri kaldığı, çocukluğumun en güzel günlerini geçirdiğim Ata yurduma benzemez. Yeri gelir vatanın bir avuç toprağı, bir damla suyunu bile özlersin. Biz o dağlarda, tarlalarda, yaylalarda gençliğimizin izlerini bırakıp uzaklara gitmedik mi ? Gurbette olunca özlem ne demek olduğunu o kadar derinden anlarız ki kimseye gözyaşlarını göstermeden, yakınların arayıp sorduğu zaman  «Nasılsın?» sorusuna «iyiyim ben merak etmeyin» dersin. Hemen gözlerin dolar, sesin kısılır belli etmemeye çalışırsın. Ama  anne baba hissetmez mi çoçuğunu tanımazmı... Bazen öyle bir gün olur ki  içinde varını yoğunu dökmek istersin, duygularını anlatmak, sırlarını paylaşmak, gönülden dertleşmek istersin, öyle durumlarda yanında ne arkadaşın ne de başkası olur...Genelde bu konularda biz kızlar biraz duygusal oluruz.   Tek başına seçimler yapmakta zorlanırsın, birilerinden tavsiye almak istersin maalesef kimseye ulaşamazsın. Gurbet insana başladığı işi bitirmeyi öğretir. Gurbetlik insanı hem çok acıtır, hemde alışana kadar ağlatır, yıpratır, bir yandan ise  acıttığı kadarda büyütür. Ayakta durmak için yıkılmadan o üzüntülere boyun eğmeden dimdik durmak zorundasın. Sabır etmeye, memleketinin kıymetini bilmeye yakınlarını daha çok düşünmeye, önceden önemsemediğimiz şeylere değer vermeye hayatı, insanlari daha çok tanımaya, Dünyaya başka bir göz ile bakmaya, kimin kim olduğunu dostu düşmanı ayırt etmeye, insanlara farkında olmayı öğretir, o anları yaşatır. Bir Atasözümüz derki çok yaşayan değil, çok gören bilir. Başına geldikçe ders alırsınız. Yanlış adımları düzeltmeye, adım adım doğruları bulmaya çalışırsınız. «Alışmaya çalışmak diye bir şey yok, alışmak zorundayız».     Şansın, zamanın varken elinde fırsatı kaçırmadan bir şeyler öğreneyim diye, o milletin dilini, kültürünü, gelenek ve göreneklerini, hayat tarzlarını kendine örnek alırsın. Hayat her zaman bizim istediğimiz gibi olmuyor.«Kader satılmıyor ki iyisini alalım» dediklerini duymuştum. Bazen ne kadar istersen iste ne kadar çabalarsan çabala olmayınca olmuyor, tabi bu pes etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Elimizden geldiğince  hayallerimiz için çabalamalıyız. Zaman geçtikçe hayatın göstermiş olduğu yol ile seçtiğimiz yol, verdiğimiz kararlar birbirini tutmuyor. Kendimden örnek verecek olursam memleketimden ayrı kalmayı düşünmezken eğitimim için yurt dışına çıktım. Herkes farklı amaçlar için hayatını gurbette devam ettiriyor. Dünyanın neresine gidersek gidelim yine dönüp dolaşıp geleceğimiz yer kendi memleketimizdir. Gurbet ağır gelsede,sabretmek zorunda kalırız bazen. Çünkü biz  yarınlar için gelecek nesillerimiz için, devletimizin gelişmesi için, vatanımıza milletimize hayırlı olmak için buralara geldik. Kendimiz her ne kadar uzak olsakta, gönlümüz ilelebet vatanımız ile iç içe olacaktır. Sizlerin de uzak yakın akrabalarınız, kardeşleriniz belki de kızınız oğlunuz uzaklardadır. Hepimize sağ  salim kavuşmak dilegiyle...
 
Etiketler: Ben, gurbette, değilim,, gurbet, benim, içimde,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Haber Yazılımı