Yazı Detayı
19 Haziran 2017 - Pazartesi 14:29 Bu yazı 238 kez okundu
 
CEMİL AĞA / Fehmi NALBANT
Fehmi NALBANT
kastamonuilkhaber@gmail.com
 
 

 
      
        1986 yılı sonları emekli olunca, mal sahibinin (Ölecek) dediği koyunları, ağız ikrarına (Pazarlıksız) peşin alıyordum. Baktığım ise hastalığı ve zayıflığı değil (Birer kuzu ala bilmek için) memelerinin sağlıklı olması idi. Bir ay içinde hasta çelimsiz ve halsiz. 76 koyunum olmuştu. Onlara ölçülü yem veriyor. Tedavi ediyordum. Ümit Hanıma ise (Sakın benden habersiz yem verme) diyorsam da. Son getirdiğim 4 koyuna yiyorlar diye doldurmuş yemi. Akşam gelip agıla girdiğimde. Mide fesadından çoktan komaya girmişlerdi. (Ben bir şey vermedim) diyerek yeminler ediyordu.2.si kurtuldu.2 ise öldü. Ölenleri gece yarısı nehre atmamın sebebi, (Baytarın koyunları ölüyormuş) denilmesini istemediğim içindi. 

 


     Mayıslarlı CEMİL AĞA çobanımdı. 70 yaşlarında idi. Koyun barınağı olarak yaptığım yerin üstüne yemlık. Yanına da, her şeyi tamam oda hazırlamış, yeni elbise, iç çamaşır ve bir çiftte derby lastik almıştım. Kaplıcada yıkayıp tertemiz giyinmesini istiyordum. (Hamama götüremezsin) diyorlardı. Baş Çavuş Bahattin bey, ciddi bir tavırla (Ilıcaya git yıkan) demesi ile direnci kırılmıştı. Belki de hiç Kaplıcaya girmemişti. Orada olanların ısrarı ile soyunup girdi. Sırtını başını iyice sabunlayıp, keseledim. Bu seferde çıkmak istemiyordu. Yeni elbiselerini giydi. Tarak istedi. Uzayan saçlarını sağdan sola taradı. Kabarık kalan tepesini eli ile aynanın karşısında düzeltti. Dikkatlice takip edenlerin krem ve kolan yağları ile iyice süslendi. Dönüp dönüp birkaç kere kendini aynada kontrol etti. Beraberce gidip saç-sakal traşı olduktan sonra. Yeni kıyafeti ile çarşıyı gezmek istedi.

 


         Çevrde onu herkes Deli CEMİL olarak tanıyordu. Etraftan yağan iltifat ve itibarların eşliğinde ısmarlanan birkaç bardak çayı da içerek köye yöneldik.

 


          Ertesi sabah (Kısmetim Çobanlıkmış) Diyerek dağlara ve sesiz yaylalara gidiyordu. 

 


          Varlıklı bir ailenin oğlu idi. Evlendiği eşini, ilk geceden terk edip gitmiş. Bir daha evlilik kelamını azgına aldığını duyan olmamışdı.O geceden sonra koyunlarla kurduğu iç güdüsel dostlukla yaşadığına inanılıyordu. 

 


           Sabah tarhana çorbası içer. Bir somunun yanında özel kabına l lt. üzüm pekmezi doldurur. Sırtına sarar. Besmele ile koyunların kapısını açar. Hiç arkasına bakmadan Gideceği otlağa ulaşır.(Burası bu günki, otlağınız) der gibi sopasını meydana diker.Çamın gölgesine yatardı. Son koyun gelmesi ile. Koyunlar yayılmaya başlardı. Köpeği COLÜ ise etrafı dolaşıp vukuat raporu verdikten sonra yanına uzanırdı.

 


           Gün batımına yakın çıkardığı özel sesle koyunların toplanmalarını ister. COLÜ arkada Cemil önde ağıla girerlerdi. Yemlikte ki yemi eli ile karıştırarak sanki (Aç olan yesin) derdi. 

 


            Akşam yemeğini beraber yiyelim. Teklif ve ısrarıma hiç (OLUR) demez. Sadece (KUMÜD) Ümit sana kızar derdi. Ümit hanım, ona benden daha çok ilgi gösterirdi.

 


             Dünya böyle işte.
              İnsanlar ÖLÜR. 
              Akıllarda kalanlar ise, sadece Bıraktıkları iyi-Kötü ayak ve yürek izleridir.
                                           

                                                                      Mart 2016
                                                                                                               Fehmi NALBANT

 
Etiketler: CEMİL, AĞA, /, Fehmi, NALBANT,
Yorumlar
Haber Yazılımı