Yazı Detayı
05 Mayıs 2017 - Cuma 20:40 Bu yazı 1308 kez okundu
 
Devletin Görevi, Sap ile Samanı Ayırmaktır
Ahmet Yaşar ZENGİN
ahmetyasarzengin61@gmail.com
 
 

 

Sayın Cumhurbaşkanım,

Halkımız, 15 Temmuz ve 16 Nisan tarihlerinde üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirdi. Bugüne kadar halk, şahsınızda devleti destekledi. Muhtemelen bundan sonraki olağanüstü durumlarda da halkımız, devletin arkasında duracak ve var gücüyle destekleyecektir…

 Referandum, halkımızın istediği şekilde sonuçlandı.  Halkımız diyor ki ben gerekeni yaptım ama sorunlarımın çözülmesini de istiyorum!.. Ekonomik sorunlardan önce FETÖ ile ilgili algılar kafa karıştırmaktadır.

Sorun 1

Bazı siyasilerin ve bürokratların himayesinde FETÖ’ nun üst kademesindeki yöneticilerin,  “elini kolunu sallaya sallaya”  Avrupa’ya veya Amerika’ya gittiğini herkes biliyor.  Ama bugüne kadar söz konusu siyasiler ve bürokratlar konusunda herhangi bir işlem yapılmadığı düşünülüyor…  FETÖ nun yöneticilerine ulaşılamayınca bizim çocuklar mağdur ediliyor algısı toplumda gittikçe yerleşiyor… 

Sorun 2

Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi referandumdan önce uygulayıcılar yasaları unutmuştu. Ancak referandumun arifesinde yasalar hızlı bir şekilde uygulanmış ve para cezası verilmiş.  Referandumdan sonra ise uygulayıcılar, söz konusu yasaları rafa kaldırdı. Referandumun arifesinde yasları uygulayan ve para cezası veren kimlerdir?

Sorun 3

Haklı veya haksız alt tabakadaki memurlar, FETÖ zanlısı diye tutuklanıyor. Tutuklananlardan bir kısmı suçludur hele Bylock kullandığı için daha çok suçludur.  Ancak bazı siyasiler ve bürokratlar kendilerini kanıtlamak için başkalarının mağdur olmasına neden olmaktadır. Başkalarını mağdur eden siyasiler ve bürokratlar kimlerdir?

Sayın Cumhurbaşkanım,

Halkımız, devletini çok sever ve en zor şartlar altında devleti için canını verir. Atatürk, Anadolu’da Milli Mücadeleyi başlattığında, Çanakkale savaşında ve 15 Temmuz Akşamı darbe girişiminde halkımız, gerekeni yaparak “devlet esastır, gerisi teferruattır” anlayışını çok net bir şekilde ortaya koymuştur.

15 Temmuz gece Saat 23 den,  gündüz 07 ye kadar birinci köprüde idik. Halkın üzerine nasıl ateş edildiğini, uçakların tehditkâr uçuşlarını çıplak gözle gördük. 15 Temmuz akşamı birinci köprüde toplanan halkın içinde siyasetçi aradım. İstanbul Milletvekili Azmi Ekinci Bey, birinci köprüde saat yediye kadar halkımızla beraberdi… İkinci bir örnek ise 15 Temmuz akşamı gece 01.30 civarında AKP genel merkezinde Prof. Dr. Eşref Taş, darbecilere karşı ateşli konuşma yaptığını videodan izledim.  Azmi Ekinci ve Eşref Taş gibi birçok siyasi,  halkın içinde mutlaka yer almıştır.

 

Ancak 15 Temmuz akşamı, evinden dışarı çıkmaya cesaret edemeyen ikiyüzlü bürokratlar ve siyasiler, yerlerini koruyor.  Kendilerini kanıtlamak için FETÖ zanlısı diyerek Anadolu insanının tutuklanmalarını sağlayan siyasiler ve bürokratlar, zaman zaman devleti halka şikâyet ederek hain plânını sinsice uyguluyor…

 

Batı gibi Sükûti-ı Hayale uğrayan söz konusu bürokratlar ve siyasiler, Reis bizim liderimizdir, canımızı veririz diğer taraftan da tutuklamaların neticesinde, “bakın devlet haksızlık yapıyor görüyorsunuz değil mi?” veya “Ben FETÖ’cu değilim, Allah belalarını versin ama suçsuz yere bu kadar insan tutuklanmaz” diyerek devleti, halka şikâyet ettiklerini ayan beyan herkes görüyor… Bu muhteremler, AKP yöneticilerine de, tutuklananlar suçludur, acımayın, hepsinin kellesini alın diyerek koltuklarını muhafaza ediyor. Söz konusu siyasiler ve bürokratlar, kendilerini kanıtlamak için ona buna çamur atarak bazı suçsuz insanların mağduriyetine yol açtığı kanaati yaygınlaşıyor…

 

Sayın Cumhurbaşkanım, bir hikâye ile yazıma son vereceğim.

 

Padişah, mutfağa gider, aşçıya sorar.

      -Yemeklerden ne vardır?

      -Efendim, Patlıcan

       Padişahın yemekten hoşlandığını gören aşçıbaşı,

      -Padişahım, patlıcan çok iyi yemektir. Her hastalığa iyi gelir. Sayılamayacak kadar faydaları vardır.

      -Ver bakalım bir patlıcan.

       Padişah, patlıcanı yer.

      -Çok güzel oldu, elinize sağlık.

      - Bir hafta sonra tekrar mutfağa gider…

       -Aşçıbaşı, ne yemeği vardır.

       -Patlıcan

       Padişahın pek memnun olmadığını gören aşçıbaşı,

      -Efendim, patlıcan yenmez. Zararlı bir yemektir. 

      -Aşçıbaşı, aşçıbaşı !.. Geçen hafta patlıcan çok iyi idi de bir haftada ne çabuk yoldan çıktı…

      -Efendim ben patlıcanın değil padişahın yalakasıyım…

 

Sayın Cumhurbaşkanım,

 

Bir zamanlar FETÖ’nün etrafında bulunan cepleri kabarık kişiler, zavallı Anadolu insanını FETÖ’ya mürit olarak gönderdiler. Şimdi aynı insanlar,  iktidar partisine yaranmak için bazı bürokratlar sayesinde geçmişte FETÖ’ya gönderdiği Anadolu insanının tutuklanmasını sağlıyor…

 

Anadolu insanını FETÖ zanlısı diye tutuklattırarak devletin aleyhinde bir kampanyayı sürdürülüyor. Söz konusu kişiler, devletin ve halkın sevdalısı değil, ceplerininin sevdalısıdır… Başkalarının mağduriyeti umurlarında değildir... Bu nedenle devletimizin görevi “sap ile samanı ayırt etmektir.”

 

 Selam ve saygılarımla…

 

Önümüzdeki hafta halkımızın bir başka sorunun dile getireceğim. 

 
Etiketler: Devletin, Görevi,, Sap, ile, Samanı, Ayırmaktır,
Yorumlar
Haber Yazılımı