Yazı Detayı
23 Nisan 2017 - Pazar 23:37 Bu yazı 614 kez okundu
 
İnsanı yaşat ki, Devlet yaşasın..
Cengiz AYGÜN
kastamonuilkhaber@gmail.com
 
 

Bu yazıma da Şeyh Edebali’nin sözleriyle başlıyorum.

Çünkü bu sözler derin, anlamlı ve manidardır…

“Ey Oğul!.. 
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. 
Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…
Unutma ki, dünya sandığın kadar büyük değildir…
Teklik sadece Allah'a mahsustur. 

Tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. 

İşlerini ehil kişilerle, ehil kişilere danışarak tutasın. 
Danışırsan yol alırsın, danışmazsan yolda takılıp kalırsın oğul…
Öfke ateş, öfke âfet, öfke şeytandır oğul. 
İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir…
Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın…”


16 Nisan geçti,

Referandum oldu ve millet bir tercih yaptı…

Artık önümüze bakma vaktidir.

Bugünleri yaşarken 16 Nisan’da takılı kalmak bizi zayıflatır, üzer, incitir.

Artık tüm sorumluluk sahibi kişi ve kurumların, bunun gereğini yapma dönemidir.

Çünkü yolumuz dikenli, işimiz zor, hasımlarımız çok ve mücadelemiz çetindir.

Şimdi dünü ve dünkü ayrılıkları, ihtilafları bir kenara bırakma ve “ülkesellik” ilkesinde birlik olma zamanıdır.

“Vatanseverlik, yurtseverlik, milliyetperverlik” dönemidir.

Şimdi hepimizin tüm kırgınlıkları unutarak veya bir kenara bırakarak harice karşı “Tek Türkiye” deme dönemidir.

Bu yeni dönemde Sayın Cumhurbaşkanı’mızın birlik, beraberlik, uzlaşma, barışma, asgari müştereklerde ittifak etme sürecini başlatacağına inanıyor ve düşünüyorum.

Tüm vatanperver siyasi parti temsilcilerinin “Ülkesellik” zemininde bir araya gelerek yeni bir diyalog başlatmaları ve toplumsal katmanlardaki yüksek tansiyonu düşürmeleri acil gerekliliktir.

Bu bağlamda;

Cumhurbaşkanı’mızın siyasi parti liderleriyle istişareler yapması olumlu bir havaya sebebiyet verecektir.

Hatta Siyasi partilerin meclis grup temsilcileriyle, milletvekilleriyle de bir araya gelinerek yeni bir uzlaşı zemini oluşturulmalıdır.

Sivil toplum örgütleriyle bir araya gelinerek “güç birliği” oluşturulmalıdır.

TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB vb gibi işveren örgütleriyle geniş tabanlı ve kapsamlı istişareler yapılmalı, birlik ve beraberlik için fikir teatilerinde bulunulmalıdır.

İşçi sendikalarıyla görüşmeler yapılarak düşünceleri alınmalı ve birliğimize katkı sunmaları tesis edilmelidir.

Dünya görüşlerine bakılmaksızın subjektiviteden uzak, ilmi ahlakı temel ilke ittihaz etmiş akademisyenlerle toplanılarak beyin fırtınası mesabesinde görüşmeler yapılması, istişarede bulunulması ulusal ve uluslararası nitelikte ciddi fikir oluşumuna imkan verecektir.. Bu sayede oluşan toplumsal fay hatlarının kapanması, harice karşı yeni ve sağlıklı stratejiler oluşturulması ve toplumsal psikolojinin ittifak edici yöne kanalize edilmesi sağlanabilir.

Tek gerçek ülke menfaatleri zemini esas olmak üzere; Liberal, Muhafazakar, ulusal veya yerel nitelikli gazetecilerle görüşmeler yapılması mutlak fayda sağlayacaktır.

Yıllarını ülke yönetimine vermiş veya bu konuya kafa yormuş akil denecek noktadaki tecrübe sahibi politikacı, bilim insanı ve düşünür konumundaki kişilerden akıl danışmak, fikir almak gelecek adımlarımız için ciddi katkı sağlayacaktır.

İstişari noktada artırılabilir olan bu maddelerin realize olması konusunda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın adım atması, bu görüşme ve fikir alışverişini başlatmasının ülkemizin menfaati gereği olduğu kanaatindeyim.

Ve bu sürecin hızla başlatılacağını düşünüyor ve inanıyorum.

Bu süreçte CHP’nin de kendini yeniden gözden geçirmesi, yapılan referandum sonucu üzerinden kargaşa, kaos vb. gibi istenmeyen olaylara sebebiyet verme riski olan adımları atmaması ülkemizin menfaati gereğidir.

Bu bağlamda; CHP yetkililerinin yeni süreci aklı selim ve sağduyuyla değerlendireceğine inanıyor ve ülke menfaatini her şeyin önünde tutacağını düşünüyorum.

Bu tavır CHP’nin hem siyasi geleceği ve gerçeği, hem de ülkemizin ali ve yüksek menfaatleri için kaçınılmaz bir gerekliliktir.

MHP’nin sorumluluk içinde sürdüregeldiği politikasını “milli ve yerli” içerikle sürdüreceğine inancım aynen devam ediyor. Çünkü son iki yıldır gösterdiği gayrınefsi siyaset MHP ve Genel  Başkanı’nın siyasi geleceğini bir kenara koyarak ülke menfaatlerini öncelediğinin en büyük delilidir.

Geldiğimiz nokta az konuşma çok çalışma sürecidir.

Sonuç alınmayacak tartışmalardan ziyade, “müsbet ve sonuç odaklı” konuşma ve tokalaşma dönemindeyiz.

Aksi takdirde en büyük zararı kendimize, milletimize, ülkemize, devletimize veririz.

Bu da bizi felakete götürür.

Hırsımıza, kinimize, öfkemize teslim  ve mağlup olmamalıyız. 

Dişimizi sıkacak, öfkemizi bastıracak ve tek gerçek ve gereklilik “Tek Türkiye” diyeceğiz.

Ülkenin bütün fertleri, Sanatçısı, Gazetecisi, Akademisyeni, Bürokratı, Askeri, Polisi, İktidarı, Muhalefeti, Bakanı, Başbakanı ve en tepede Cumhurbaşkanı söyleyeceği sözlerle sadece ülkemizin büyümesine, güçlenmesine ve istikbaline katkı sağlamalıdır.

Herkes ağzından çıkan söze dikkat etmek zorundadır.

Ayrılıkçı, ayrıştırıcı ve kışkırtıcı sözlerin hesabını kimse veremez.

Kişisel istikbali, bireysel menfaati, siyasi oportünizmi bir kenara koymaya mecbur ve mahkumuz.

“İktidarı düşürmek uğruna memleketin düşmesini” gözardı edecek körlükten kesinlikle uzak durmalıyız.

Cumhuriyet Tarihimizin en kritik sürecinden geçiyoruz,

Geçtiğimiz süreci -sakın ha- basite almayalım,

“Kayıkçı kavgasına” ülke istikbalimizi kurban etmeyelim.

Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu süreçte itidal ve aklı selim içeren adımları başlatacağına inanıyorum.

80 milyonluk milletimizi uzlaşma, sakinleştirme, dinleme, anlama, barışma, barıştırma boyutuyla, “Ülkesellik” hedefine yöneltici lider ve rehberlik edeceğine inancım tamdır.

Hadi Sayın Cumhurbaşkanım,

Uzat elini, 

Dinle “ülkem için benim de söyleyecek bir sözüm var” diyenleri,

Kulak kabart, “ben de kendimi ülkeme adadım” diyen farklı fikir sahiplerine,

Canlandır yeniden “Kurtuluş Mücadelesi ve 15 Temmuz” birlik ruhunu,

Sen bunu yaparsın,

Sen bu liderlik, mesuliyet ve hamiyet duygusuna sahipsin,

Çünkü Şeyh Edebali’nin dediği gibi:

“Bölmek bize, bütünlemek sana, insanı yaşat ki, Devlet yaşasın”

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlarım...

 
Etiketler: İnsanı, yaşat, ki,, Devlet, yaşasın..,
Yorumlar
Haber Yazılımı