Yazı Detayı
18 Mayıs 2017 - Perşembe 02:21 Bu yazı 384 kez okundu
 
Mehmed Feyzi Efendi’nin Tıpla İlgili Bazı Görüş ve Tavsiyeleri
Editörün Seçimi
kastamonuilkhaber@gmail.com
 
 

 

Mehmed Feyzi Efendi’nin Tıpla İlgili Bazı Görüş ve Tavsiyeleri

 

  • İlme, ulemâya hürmet edilmeye edilmeye bu hale geldik. İlimden, ulemâdan uzak kalanlara Allah Teâlâ şu belaları musallat eder:       a) Başlarına bir zâlimi musallat eder b)- Adı bilinmedik hastalıklar verir c)- İşlerinde kesat (bereketsizlik) olur d)- En kötüsü ve en dehşetlisi de, şek üzere ölürler.”
  • “Bir şeyi yerken şifâ niyetiyle yemeli, şifâ olur. İstemeye istemeye, zoraki yenirse zarar olur. Şâyet canı yemek istemiyorsa, bir şey söylemeden (sofradan) çekiliverir.”
  • Elem neşrah leke sûresini oku. Gıdanı al. Normal uykunu uyu. Yalnız kalıp, derin derin düşünme. Hoşlandığın arkadaşlarınla sohbet et. Kendine bir meşgale bul. Çalış; vücûden yorul. Vücûdun yorulunca, zihnin dinlenir.”

1. Göze Kuvvet Veren Şeyler:

a)- Kur’an’a bakarak okumak. b)- Berrak suya bakmak  c)- Yeşile bakmak d)- İsmid kullanmak (göze sürme olarak çekmek).

2. Hareket ve Sükûn:

 Namaz hareket; oruç sükûndur. Hareket isteyen namaz kılmalı.

3. Melekût:

Yediğimiz içtiğimiz şeylerin ruhu, ruhumuza gıda oluyor; vitamini, bedenimize gıda oluyor. Melekûtu da ruhumuzu takviye ediyor.

4. Ulemâya Hürmetsizliğin Cezası:

 İlme, ulemâya hürmet edilmeye edilmeye bu hale geldik. İlimden, ulemâdan uzak kalanlara Allah Teâlâ şu belaları musallat eder: a)- Başlarına bir zâlimi musallat eder b)- Adı bilinmedik hastalıklar verir c)- İşlerinde kesat ( bereketsizlik ) olur d)- En kötüsü ve en dehşetlisi de, şek üzere ölürler.

5. Tokluk Veren Allah’dır:

Yemek-içmek sebeb-i âdîdir. Tokluğu halk eden Cenâb-ı Hak’tır.

6. Canın Kıymetinin Artması:

Mukâvemet azaldığı için ihtiyarladıkça can kıymetleniyor.

7. Gençlik ve İhtiyarlık:

 Gençlikte maddî-mânevî, insanın yükü hafif. İhtiyarlıkta ise maddî ve mânevî yük fazlalaşıyor.

8. Gençlik ve İhtiyarlık:

İhlâsla âmâl-i sâlihaya muvaffakiyet, mârifetullah kesbi, kemâl-i îmân iktisâbı, bir de tevâzû, ihlâs, hilim, tevekkül, teslim, kaza ve kadere rızâ gibi ahlâkı hasene kazancı şartıyla, ne gençlikten, ne de ihtiyarlıktan şikâyet edelim.

9. Mikroplar:

Mikroplar umûmî yerlerde kümelenir. Câmilere mikrop girse de, zikrullah nûru ile istihâle olur.

10. Vazîfeli Melekler:

İnsanın bütün mafsallarında, bütün organlarında ve duyularında vazîfeli melekler bulunur. Tâyin edilen zaman gelince melek çekiliverir. O zaman organ hastalanır veya ölüm vâki’ olur. Doktorlar da, ilaçlar da tesir edemez. O vakit doktorlar: “Bizim yapacağımız bu kadar; tıbbî imkânlar bitti” deyiverirler.

11. İhtiyarlayınca!..

İhtiyarlayınca yük çoğalıyor, tahammül azalıyor. Gençlikte ise yük az, fakat tahammül fazla oluyor. Onun için ihtiyarladıkça insan, üzerindeki hamûleyi (yükü) hafifletmeye çalışmalı. Eğer hafifletmez ise, yolculuğu çok zor olur. Şimdi dünyada bu yükler mânevî; ama âhirette tecessüm edecek. Hepsi birer kisve giyecekler. İşte o zaman ağırlıkları ortaya çıkacaktır.

12.  Namaz ve Dolaşımı:

İnsandaki hareketi sağlayan ve kan dolaşımının düzenle işlemesini temin eden namazdır. Namazdaki hareketler secde ile tamam olur.

13. Hacer-i Esved’le Aşı Olunmak!

Her sene yüzbinlerce müslüman Haceru’l-Esved’i istîlamla, ona elini ve yüzünü sürmekle çeşitli mikropları o taşa bulaştırıyorlar! İstîlam ile de mikroplar istîlam edenin bünyesine geçiyor. Dolayısı ile aşı olmuş oluyorlar! Çeşitli hastalıklar bu sayede zâil oluyor!

14. Câmilerin Tozu Da Şifâdır!

Peygamber (s.a.) Efendimiz: “Medîne-i Münevvere’nin tozu şifâdır” buyurdular. Hem, câmilerin tozu dahi şifâdır; sakınmamak lâzım.

15. Tecrübeye Gerek Yok!

Birşey hakkında Allah ve Rasûlü: “Şifâdır” derse, o muhakkak şifâdır; tereddüde hiç mahal yoktur. Tecrübeye de gerek yoktur. Fakat insanların tavsiye etmiş oldukları ilaçlar hakkında: “Bir kere de bunu deneyelim” gibi sözler söylenebilir.

16. Bir Şeyi Yerken Şifâ Niyetiyle Yemeli:

Bir şeyi yerken şifâ niyetiyle yemeli, şifâ olur. İstemeye istemeye, zoraki yenirse zarar olur. Şâyet canı yemek istemiyorsa, birşey söylemeden çekiliverir.

17. En Az Üç Defa Kullanmak:

Bir ilacı en az üç defa tecrübe etmelidir. Üç defa kullanmadıkça bir hüküm vermemelidir.

18. Perhizde de Şifâ Vardır:

İnsan için perhizde de şifâ vardır. Büyük zâtların yedikleri, lokmacıklar olarak tesmiye olunuyor. Vücuttaki harareti muhâfaza edecek kadar yemek kâfî gelebilir. Hem, çok yemekle, çeşitli yemekle insan şifâ bulmaz, şişmanlamaz. Çoklarını görürsünüz, her çeşit vitaminli tasavvur olunan gıdalardan kanlanacağım-canlanacağım, yahut da şişmanlayacağım diye mütemâdiyen yer, hem pek çok yer. Fakat yine de görürsünüz ki hiçbir değişiklik yok! Hem kansız, hem zayıf! Diğer taraftan ayrana ekmek doğrayıp yiyen yük taşıyıcı bir hamal, hem canlı hem kanlıdır!

19. Eşikte Oturmamalı:

Sahâbe-i kirâm, güneşle gölgenin birleştiği yerde durmayı hoş karşılamazlardı. Ya güneşte, ya da gölgede durulardı. Kapı eşiğinde oturmak da men edilmiştir, mekrûhtur.

20. Salavât-ı Şerîfe’nin Fâidesi:

Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm Efendimiz, kevneynin ruhudur, hakikatıdır. Salavât-ı şerîfenin, göze de, kalbe de, bedene de fâidesi vardır.

21. Tâûn, Vebâ ve Musîbet Ateşleri:

Tâûn, vebâ gibi ateşli hastalıklar; belâ ve musîbet ateşleri, müminin cehennemden nasîbidir.

22. Kanser Neden Oluşur?

Kanser bir ibtilâ, bir beliyyedir ki, haram lokmalardan, muzır maddelerden ve kalpte yakîn nûrunun yokluğundan neşet eder.

23. Câminin Havası:

Câminin havası, nûr-i zikr ve nûr-i tâat ile istihâle olur; mikroplar kümelenemez.

24. Aşı Hükmündedir:

Muzır mikroplar Hacerü’l-Esved’de istihâle olur; aşı hükmündedir.

25. Misvak:

Misvak, siper-i sâikadır. Üzerinde misvak bulunana yıldırım isâbet etmez, felç gelmez.

26. Tecrübe Etmeden!

Rasûlullah (s.a.) Efendimizin emrettiği şeylere karşı duygu ve iştiyakla itaat edeceğiz; tecrübe etmeye kalkışmayacağız!

27.  Bazı Sağlık Tavsiyeleri:

  • Bol misvak, çörek otu, ölümden gayrı her şeye şifâdır. Bâdemde, şeker hâriç bütün vitaminler mevcuttur; şekerle yiyince o da tamam olur.
  • Mantarın suyu göze şifâdır; damlatılır.
  • Balda bütün vitaminler tamamdır.
  • Avrupa’da, oğulotu üsâresi yapılır; kalple ilgili bütün ilaçların içinde vardır.
  • İnsana, kendi muhitinin sebzesi ve meyvesi daha fazla yarıyor.
  • Hastanın canının istediği şeyde şifâ vardır.
  • Kur’ân’dan istişfâ etmeyene şifâ yoktur.
  • Fâtihâ-i şerîfenin bir ismi de sûretü’ş-şifâ’dır.
  • Yâsin-i şerîf ne niyetle okunursa, ona şifâdır.
  • Zemzem-i şerîf ne niyetle içilirse, onun için şifâdır.
  • Kur’ân’la istişfâda şifâ-i mahz vardır.

28. Tedâvi ve Sebeplere Yapışmak:

Tedâvi, tevekküle mâni değildir. Esbâbı terzîl etmek, hiçe saymak doğru değildir. Yalnız, hakîkî müessir görmemeli; şifâyı Hakk’dan bilmeliyiz.

29. Hasta Ziyareti:

Hasta ziyaretinde âdâb: Hastanın baş tarafında oturulur. Alnına el konulur. Hal-hatır sorulur. Kuvve-i mâneviyye verilerek  tesellî edilir. Yüzüne sık sık bakılmaz. Kalben himmet edilir.

30. Çürümeyen Cesetler:

Enbiyâ ve evliyânın cesetleri, besâtet ve nûrâniyet kesbetmiştir. Bunun için çürümek iktizâ etmez.

31. Kanserin Tedâvisi:

Hayât-ı tayyibeye mazhar olanlar, kabirde çürümezler. Kanserin tedâvisi de hayât-ı tayyibedir. Çünkü kanser, huceyrât-ı habîsenin çoğalmasıyla oluşur. Hayât-ı tayyibeye mazhar olan bir kimsenin kanında nûr dolaşır. Bu nûr, habîs şeyleri yakar, yok eder.

32. İyi İnsanların da Kansere Yakalanmasının Sebebi Nedir?

Bir şey âfet halini alırsa, mazlûm, mâsum, zâlim diye ayrılmaz. Kanser de âfet halini aldı. Mehlek bir; mecrâ ayrıdır.

33. Şifa:

Şifayı, Şâfi-i Hakîkî’den bilmek ve beklemek lâzımdır.

34. Kalp Huzurunu Temin İçin:

Kalpte huzurun temini için yedi âzânın muhâfazası lâzımdır. Bunlar: Göz, kulak, dil, el, ayak, batın (mide), âlet-i tenâsül (nesil organı)dır. 

35. İstirahat İhtiyacı:

İnsan ihtiyarlayınca, istirahata ihtiyaç hissediyor. Gençlikte yorulma nedir, bilmezdik!

36. Fetvâ Şartlara Göre Değişir:

Şartlar değişince, fetvâ da değişir. Doktor dindar olacak, mâhir olacak. Müftî de âlim olacak.

37. Melekûttaki Tesir:

Zerre olsun, küre olsun her şeyin melekûtu vardır. Cenâb-ı Hak o melekûta bir tesir vermiştir. Hastalar, ilaçlardaki o melekût yoluyla tedâvi edilir.

38. Tedâvi Olmak:

Tedâvi, tevekküle mâni değildir. Cenâb-ı Hak, ilaçlarda hasiyet halketti.

39. Yalnız Kalıp Derin Derin Düşünme!

الم نشرح لك Elem neşrah leke sûresini oku. Gıdanı al. Normal uykunu uyu. Yalnız kalıp, derin derin düşünme. Hoşlandığın arkadaşlarınla sohbet et. Kendine bir meşgale bul. Çalış; vücûden yorul. Vücûdun yorulunca, zihnin dinlenir.”[1]

40. Hastalıklara Karşı:

Kışa girerken hastalanınca dikkat etmeli. Bahar hastalığı, kışa girerkenki kadar endişeli değildir.

41. Kuvve-i Câzibe Ve Kuvve-i Dâfia:

Allah insana kuvve-i câzibe, kuvve-i dâfia vermeseydi, insan ne yiyebilir; ne de def-i hâcet yapabilirdi. İkisi de insana lütuftur. 

[1] Bu tıbbî ve psikolojik tavsiyeler, kendisine garip şeylerin göründüğünü ve deli olmaktan endişe ettiğini söyleyen bir ziyaretçiye yapılmıştır.

 

Kaynak: kastamonur.com

 
Etiketler: Mehmed, Feyzi, Efendi’nin, Tıpla, İlgili, Bazı, Görüş, ve, Tavsiyeleri,
Yorumlar
Haber Yazılımı