Yazı Detayı
17 Mayıs 2017 - Çarşamba 02:26 Bu yazı 229 kez okundu
 
SOMALI’NIN ACISI (Hikâye)
Mehmet SAYAN
mehmetsaimsayan@gmail.com
 
 

 

Salim, Zonguldak Karadon’da çalışırken meydana gelen kazada 30 arkadaşı yerin 540 metre altında hayatlarını kaybetmişti. O, bu kazadan sonra Soma’ya taşındı.Burada da madende çalışmaya başladı.

 

İki çocuğu vardı. Kızı Kader lise üçüncü sınıfta okuyor, lise sonrası hukuk okumak istiyordu. Oğlu Bedirhan ilkokula yeni başlamıştı. 1200 lira maaş alıyor, ailesinin geçimini zorla sağlıyordu. Emekliliği gelince hemen emekli oldu ve hiç ara vermeden tekrar madende çalışmaya başladı. Zira bu iş, en iyi bildiği işti ve çocuklarının geleceği için artık ek bir geliri olacaktı. 
 
 
20 yıllık eşi Gülay  Hanım her gün hiç aksatmadan kendisini:” Allah’a emanet ol.” diyerek uğurlamış, O da eşine :” Hakkını helâl et.” demişti. Dönüşte ise eşi yine:”Geçmiş olsun.” diyerek karşılamıştı. 
13 Mayıs günü madende gündüz vardiyasındaydı. Mesai bitince dışarı çıktı .Henüz ocağı terketmeye fırsat olmamıştı ki büyük bir vaveyla koptu.Kargaşayı görünce felâketin büyüklüğünü hti ve ocağa doğru koşmaya başladı.Ocağı bir duman bulutu  ve yoğun bir koku kaplamıştı.Artık o andan itibaren büyük bir hayata tutunma mücadelesi başladı. Madendeki arkadaşları kendi  çabalarıyla dışarı çıkmak istiyorlar, kendisi gibi arkadaşlarının yardımına gidenler ise hayatlarını hiçe sayarak insanlara yardım ediyorlardı…
 
 
Bir süre sonra onların içeri girmelerine müsade etmediler. Artık sadece yardım ekipleri çalışıyordu. Bu sırada yangın devam ettiği için kurtarma çalışmaları zorlaşıyordu.
Kurtulanlar hastanelere gönderiliyor, şehit olanlar ise morga dönüştürülen soğuk hava deposuna götürülüyordu. İşte o soğuk hava deposuna gidenlerden biri arkadaşı İbrahim’di. İbrahim, uzun süre Kınık’ta kahvecilik yapmıştı. Kıt kanaat geçinip gidiyorlardı ki oğlu altı aylıkken  lösemi hastalığına yakalandı.  Oğlu için tam 14 yıl süren uzun bir tedavi süreci başladı.Bu süreç aynı zamanda onların maddi imkânlarını da sarsan bir süreçti. İbrahim bu zorluklar içinde Bağ-Kur  primlerini de yatıramamıştı. Oğlunun tedavisinin devam edebilmesi için bir karar aldı. Kahvehaneyi  kapatarak  madene çalışmaya girdi. Böylece sigortalı olduğu için tedavi aksamayacaktı.  İbrahim’in başında , ağlayan eşi Aynur :”Ocağım söndü .Biz şimdi ne yaparız.Hani İbrahim oğlumuza ilik bulacaktık, onu iyileştirecektik. Bizi nasıl bırakıp gidersin.” diye dövünüyordu.
 
 
Salim, Zonguldak’ta yaşadığı acının  çok daha büyüğünü yaşamıştı Soma’da .Üç çocuğu yetim kalan  komşusu Davut’u, yirmi gün önce düğününü yaptıkları hâlâ eşinin elleri kınalı olan Mustafa’yı,karşı komşusu İsmail’i ,henüz beş gün önce işe başlayan Ramazan’ı,çocuğunun olacağını öğrendiği en mutlu gününde şehit olan  Nihat’ıelleriyle  toprağa verdi. Dün birlikte oturduğu, sohbet ettiği, yemek yediği, acıları, sevinçleri birlikte paylaştığı 301 arkadaşı artık yoktu. 432 çocuk yetim kalmıştı.Somalı’nın  acısı büyüktü. Salim ” Somalılar bu acının altından nasıl kalkacaklar.“ diye düşündü…        
 
Etiketler: SOMALI’NIN, ACISI, (Hikâye),
Yorumlar
Haber Yazılımı